04 Şubat 2018

sucuklu kuru fasulye(6dk.)


Kuru fasulye yemeyi seven sevmeyen. Hepsi bilir ki sucuklu olunca değişir kurunun hali. Sucuk kendince de iyidir ama kuru ile olan uyumu bir başkadır. Ten uyumu buna denir işte. Kuru ile sucuğun ten uyumu. Sizce hangisi dişi olmalı. Şimdi sucuk mu kuruya tat veriyor yoksa kurunun için de sucuk bir başka lezzetli mi oluyor. Bence sucuk erkek. Kuru dişi. Kuru fasulye tek başına da doyurur. Anaç, besleyen doyurandır. Ama sucuk tek başına pek bir sahipsizdir. Yanına ya kaşar gelecek tost makinasında,  ya da yumurta gelecek sahanda. Sucuk onu tamamlayanlar sayesinde ancak tat bulur. Erkek de öyle değil mi. Erkek bir kadın tarafından tamamlanmadıkça eksiktir, tatsızdır. Sucukla kurunun ten uyumu. Nefis. Her gören arzu eder öyle bir uyumu. Ispanak ile yoğurt arasında da benzer uyum vardır ama sucuk ile kuru, Ferhat ile Şirin kalır onların yanında. Tamamlanmak özeldir. Eksiğin olmadığın hissetmek başka bir güven verir. Kadının anaçlığı kadınlığına da yansır. Kadın, erkeğini tamamlamak için çaba sarf etmez. O doğası gereği sevdiği adama uyarken, onu bir bütün yaptığını fark etmez. Eksik kalmaya mahkum erkekler, bunu en değerli parçalarının kaybettiğinde anlar. Aynaya bakar. Bir gözü yoktur. Bir kulağı duymaz. Üst dudağı görünmez, erimiştir. Burnundaki bir delik kapanmıştır kendince.  Eksiktir artık kadını yok diye. Yarısını kaybeder ama avutur kalanları ile kendisini. Kadın eksiklik hissetmez tek kalsa da. Yalnızlık hisseder ama eksik hissetmez. Erkek ise yarım adamdır kadınsız. Yavan sucuk yiyeniz var mı. Anlar ne dediğimi. Sucuk erkekler, ancak bir ana yemekle lezzet bulurlar. Kadınsız, sucuk erkeler, acınacak hallerine sevinirler, kadından kadına zıplıyorlarsa eğer. 

çocukların ölümü(6dk.)


Ölüm soğuk. Hem de dondurucu derecede. Ama ya çocukların ölümü. Buz devri yaşar insan. O derece soğuk, yıkıcı, utandırıcı . Utanıyorum insan olmaktan ölen her çocuk haberinde. Katil olan kim, biziz. Öldürülen her çocukta zalim olan biziz, hem bugüne hem  de geleceğimize. Ateş düştüğü yeri yakıyor. Bir çocuk öldürüldüğünde tüm dünya kapkara çamur içinde artık. Mavi dünya. Çıksam uzaya baksam sanmam hala dünyanın masmavi göründüğünü. Kapkaradır dünya uzaydan eminim. Çünkü katillerin mekanı dünya. Çocuk katillerinin mekanı. Eğer hala mavi ise, diyebilirim ki en nefret ettiğim renk mavi artık. Bunca katile yuva olan mavi leke uzayda. Temizlenemeyen mavi bir leke. Uzaya dökülüp kalmış bir mürekkep şişesinin artığı dünya. İçimde temizim diye avunan ama ölen çocuklara ağlamayan maviş dünya sakinleri. Ben aynaya bakınca utanıyorum. Siz nasıl utanmazsınız. Hayvanları koruyanlar. Kimsesiz kadınları koruyanlar. Haklısınız. Davanızda devam edin. Ama bilin ki siz de bu mavi leke dünyanın çöplerinden birisiniz. Benim gibi, nefes alan tüm insanımsılar gibi. Acaba en son insan ne zaman yaşadı merak ediyorum. 30 yıl, 50 yıl, 100 yıl, bin yıl önce. Zira şimdiki canlılar, bizler, insan değiliz.

28 Ocak 2018

bakıyordu(6dk.)


Küçücük gözleri ile öyle büyük büyük bakıyordu ki, yaşanmışları görüyordum beyaz perdedeymiş gibi. O kadar az yıla bunca acıyı nasıl sığdırmış olabilir ki. Zamana aldırmadan onla biraz daha vakit geçirmek istedim. Zira trenin kalkış süresine çok az kalmıştı. O tanımadığım küçüğüm beni oraya nasıl bağlamıştı. Geçmişle olan hesabı bir kenara bırakıp geleceğe bakmak gerektiğine dair karar vermeliydim. Pişmanlıklarım ne kadar yersiz idi bu miniğin hüzünlü bakışlarının yanında. Karlı olmasına rağmen terliklerle geziyor idi bu minik kızcağız. Yoksulluktan çok bırakılmışlığı yaşıyor diye düşündüm. Onu nasıl ısıtabilir sin ki yalnızlıktan üşüyorsa. Karanlık düşüncelerimin ona bir aydınlık gelecek getirmesi mümkün değildi. Onun güneşi ben olamazdım ama onun aydınlığa kavuşmasına sebep olabilirdim. Sanki düşüncelerimi herkes duyuyormuş kimi tüm yolcuların bakışları kompartımanda bana dikildi. Tek duyarlı ben değilmişim demek ki.