10 Aralık 2011

Marka olunmaz, doğulur.

Marka olmak öyle kolay değil arkadaş. Marka olmak ile ''Bilinir'' olmak arasında ki farkı anlamak lazım önce. Biraz tanınıyor olmayı ''Biz Marka Olduk'' havasına getiren şirket yöneticileri, şirket hissedarlarının kucağına bir şirket enkazı bırakacaklardır er ya da geç.
Markanın kendine özgü bir ruhu vardır. O ruha sahip olan bir firma, zaten Marka olmak için çok çaba sarf etmeden ulaşır hedefine. Bazı ''Piyasa Çakalları '' vardır ki, onlar, iyi ambalaj, güzel logo biraz da reklam ile her şeyi markalaştırabileceklerini sanırlar. Tüketiciyi kandırmak üzere kurulan tüm markalaşma politikaları çökmüştür.
Tüketici ''Bilinir'' ve ya ''Tanınır'' bir ürün almak isteyebilir. Bu belli bir kalite standardının altına düşmeden alışveriş yapmak adına baraj görevi sağlayabilir. Ama Marka satın alacak tüketici, kaliteli bir ürün alıyor olmaktan çok bir duyguyu satın alıyor olmayı arzu eder. Marka sadece kendine özel duruşu ve vaadi ile bir duygunun temsilcisi olmalıdır. Zira bu sonradan sahip olabileceği ya da protez gibi sonradan bünyesine ilave edebileceği bir şey değildir. Marka olunmaz, Marka doğulur diyebiliriz kısaca.

02 Aralık 2011

Maskülen Feminizm



Her ne kadar feminist olmak kadınların tekelinde görünse de, bir erkeğin de, gerçek bir feminist olabileceğini ve hatta bunun hümanist olmanın doğal bir sekmesi olduğunu ifade etmek isterim.

Ezilen yada horlanan kadın hikâyelerinin, bilinen yada bilinmeyen süreçleri ve acı dolu sonları tüm toplumumuzca malumdur. Bu acı ve hüznün limitleri, tahammül sınırlarını öyle zorlamamaktadır ki, artık erkekliğinden utanır aydın kesimler, kadınlar adına başkaldırı yürüyüşlerine katılır olmuşlardır.

Şiddet ve baskı ile kadının benliği üzerine hâkimiyet kurarak, dışarıda ezilen kendi egosunu, evinin içersinde yücelttiğini sanan erkek olamamış erkeklerin, psikolojik durumlarının çok normal olmadığı aşikârdır.

Bu kompleksli erkek sürüsünün karşısına, kadını tek başına bu sürüye karşı bir güç faktörü gibi konumlandırmaya çalışan, feminist akımların yada bunların sözcülerinin, savaş boyalarının ve baltalarının tacirliğini yapar görüntüleri de pek iç rahatlatıcı değildir.

Çözüm, kadını, erkeğin karşısına bir başka erkek kimliğine sokarak direnç göstermeye çağırmak olmamalıdır. Sadece ekonomik özgürlüğüne sahip olmanın, gerçek bağımsızlık gibi kadınlara pazarlanması, bir şekilde hayatlarını tek başına kurmayı başaran ama iç dünyaları ile tezat bir duruş sergileyen ''Erkek Kadın'' ların sayılarının artmasına neden olmaktadır.

Maddi dünyada erkeklere muhtaç olmadan yaşayan bu kadınlar, manevi dünyalarında ayaz rüzgârların altında üşüyen yalnız bir kız çocuğu gibidirler. Fakat hissiyatlarını ne hem cinsleri ile ne de karşı cinsleri ile asla paylaşamazlar, zira manevi dünyaları ile ilgili paylaşımları zayıflık görür, maddi dünyalarındaki zar zor kurdukları düzeni de alt üst edeceğinden korkarlar.

Bir erkek ile yaşadığı olumsuz olayları gerekçe tutarak, tüm erkeleri o kadına kötülemek ve düşman kesmek midir bir feminist lider kadının diğer mağdur kadına yardım etme şekli?

Tenkit edilen erkeğe karşı, o mağdur kadını erkekleştirerek  karşısına rakip olarak dikmek midir çözüm?

Kadına, kadınlığından vazgeçmesi mi tavsiye edilmelidir, bağımsız olabilsin diye?

''Ben de bağımsızım, ben de özgürüm'' diye, kadınlığına aykırı,  bedenden bedene gezmek mi güçlendirir kadını?

Mağdur kadınlar, kimlerden destek ve akıl aldıklarına çok dikkat etmelidirler.

Zira çirkinlik ve cinsel bozukluklarından dolayı, tüm erkeklere düşman olan; beğenilmiyor ve arzulanmıyor olmanın faturasını tüm erkeklere kesen, feminist kamuflajı ile gezen, çok istismarcı sözcüler ve propagandacılar vardır.  

Onların amacı maalesef, mağdur ve ezilen kadınları güçlendirmek değil, onu erkekleştirerek kendi düşmanları erkeklere karşı asker yapmaktır.
Dolayısıyla, mağdur ve ezilen kadınlara; ''Erkek seni eziyor mu? O zaman kadın olmaktan vazgeç, sen de erkek ol!'' gibi bir yaklaşım çözüm olarak sunulmamalıdır.
En kötüsü ise çözümün maalesef o mağdur kadında değil erkekte olmasıdır. Zira hümanist bir erkek, bir kadına asla şiddet uygulamaz yada kadın üzerinde hâkimiyet kurma açlığı hissetmez.

Kadınlar, "Biricik paşam" diye sevdikleri oğulcuklarına, büyüdüklerinde kadınlara zulüm yapmayacağından emin oldukları eğitim ve terbiyeyi vermelidirler.

Bir kadının ''Oğlum, oğlum'' diye  gururu; maalesef gelecekte bir başka kadının '' Kadınlık Onuru "nu yıkmaktadır. 

"Erkek" olamamış erkekler yüzünden, "Kadın"lığınızdan asla vazgeçmeyin mağdur kadınlar...

 











27 Kasım 2011

Liderler Yalnızdır



Kalabalıklar içersinde yalnız kalmak en yıkıcı olan. Yıkılsan da yıkılmış görünme hakkın yoktur eğer lidersen. Birçok insan benim yerimde olmak için yırtınır durur ama nelerden vazgeçmeleri gerektiğini bilmezler. Sadece sahip olduğumu sandıkları güç ve üne özenirler.

Ben tarihin akışına yön veren bir lider olsam da, tarihin içinde sararmış bir sayfadan ibaret olacak tüm yaşadıklarım. Sayılı nefeslerimin kaldığı şu son günlerimde, ben herkesin bildiğinin tersine, kendimi hiç yaşamamış gibi hissediyorum.

Bu nasıl bir dönülemez pişmanlıktır. Bu kadar güce sahibim ve milyonları arkasında sürükleyen biri olarak neden keşke sadece bir köyde çobanlık yapsaydım diyorum şu an?

Bir gerçek var ki ben; olmak istediğimi sandığım kişinin hayatını yaşamışım bir ömür. Ona göre evlilik yapmışım, ona göre çocuklar büyütmüşüm. Oysa aslında ben, ne karımın bildiği eş, ne de çocuklarımın bildiği babalarıyım.

Dürüst bir lider olarak adlandırıldım bunca yıl ama aslında kendi hayatım koca bir yalan geçmişe baktığımda. Ben olmayan bir beni oynadım bunca yıl herkese, sanki bu benim görevimmiş gibi. Fedakârlık yapıyor olduğuma inandırdım kendimi, kendimi teselli edebilmek adına.

En kötüsü de ne biliyor musunuz? Tüm beceri ve icraatlarıma rağmen bir gün ben de toprağın olacağım ve orasıyla ilgili henüz hiçbir hazırlığım yok. Ben ki, ileri görüşüm sayesinde bugüne kadar başarılı bir lider olarak adlandırılmışım, şimdi kendimi bir o kadar kör ve bilgisiz hissediyorum bu hazırsızlığımdan dolayı.

Zamanı geldi, o gün bugünmüş. İlk kez yeni bir başlangıç beni heyecanlandırmıyor sadece korkuyorum. Tüm bildiklerim yetersiz, bomboşum sanki. Dua ediyorum bir ümitle belki bir kul yürekten benden razı olur diye. Milyonlara liderlik etmiş bir adamın, bir kuldan rıza beklemesi ne ibret vericidir.